Cennetin yeryüzündeki hali, Patara

Patara; Antalya ilinin Kaş ilçesine bağlı bir belde. Antalya-Muğla sınırını çizen, Eşen Çayı’nın doğusunda bulunuyor. Hem tarih hem doğa güzelliğine merakınız var ise Patara’ya mutlaka gitmelisiniz.

Eşen Çay’ının ikiye böldüğü kumsalın, birinci bölümü; kuzey-batı kesimi. Dağ eteğinden başlayan bu bölüm, Özlen Adası önüne kadar uzanıyor. Uzunluk, yaklaşık; 6 km. Genişlik ise: 40-50 m. arasında değişiyor. Son derece düz ve alçak yükseltili bir kumsal. Bu bölümün arkasında ise: hareketli kumullar dikkati çekiyor. Burası: aynı zamanda caretta carettaların üreme bölgesi. Onların rahatsız olmaması için akşam saatleri ile sabah saatleri arasında, plaja ve denize girmek yasak.

Tüm bu doğal güzelliklerin korunması amacıyla: Patara, 1990 yılında, Çevre Bakanlığı tarafından “Doğal Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilmiş.

Tarihi süreç incelendiğinde: Patara’nın en büyük özelliği: Zeus ile Letoon’un çocuğu olan, Tanrı Apollon’un doğduğu yer olması. Apollon, bir Anadolu tanrısıdır. Homeros, İlyada Destanında; ondan, Işıklı anlamına gelen “Pholbos” ve “Ün salmış okçu, Lykia’lı Apollon” diye söz eder. Bu nedenle: Anadolu’lu Tanrı, kardeşi Artemis ile birlikte, bir Anadolu kenti olan Troya’ya daima yardım etmişlerdir. Lykia; antik çağlarda, ışık ülkesi anlamında kullanılmış ve onun baş tanrısı Apollon da, ışık soylu olarak algılanmıştır.

Bu nedenle: şehirde, günümüze kadar henüz bulunamayan, Büyük Apollon Tapınağı’nın ve kehanet merkezinin, Patara’da bulunduğuna inanılıyor.

Ayrıca; buradaki şehri; Su perisi “Lykia” ile tanrı Apollon’un oğlu “Patarus” un kurduğuna inanılıyor. Ne zaman? MÖ.8’nci yüzyılda. Bu tarihe ait, değişik belgeler bulunmuş. En önemli belge ise: Hitit belgeleri. Hitit kaynaklarında, kente: Patar ismi verilerek, bilgiler aktarılmış.

Bu bölgenin en büyük ve en güzel plajlarındandır. Kumsalı; çevredeki kumsalların en uzunu ve en görkemlisidir. Evet: kumsalın uzunluğu: 18 km. Genişliği ise; yer yer 200-300 metreyi buluyor. Kumu: ince. Hemen hemen hiç durmayan rüzgar nedeniyle: rüzgar sörfü yapmak mümkün.

Kumsalın; bu boyutlarda büyük olması; günümüzde, naturist ve nudistlerin, rahatlıkla, çıplak olarak “yüzüp güneşlenebildikleri “ bir sahil olarak, burayı seçmelerine neden oluyor.

Akdeniz’in Patara’ya yönelen dalgalarını boyu, çoğu zaman 1 metreyi buluyor. Dalgalar, denize girenlere soluk aldırmıyor. Metrelerce, insan boyunu geçmeyen deniz, yine de insanı aşan dalgalar yaratıyor olması, deniz severleri her yıl Patara sahillerine taşıyor.
Evet; deniz sığ. Deniz içinde, metrelerce ilerleyin, derinliğin dizlerinizi geçmediğini göreceksiniz. Deniz içi de kum. Ancak: söylediğim gibi, sürekli olarak denizden esen bir rüzgar var. Ayrıca: sürekli bir dalga var. Yani: denizin içine oturup, bu dalgalarla oynaşmak, gerçekten büyük keyif veriyor. Küçük çocuklu aileler için, denizin sığ olması avantaj ama söyledim ya, deniz dalgalı. Bu dalgalar, bazen rahatsız edici olabiliyor.

Her şeye rağmen: Forbes Dergisinin “Dünyanın en iyi 25 Plajı” listesi içinde; evet, Patara da var. İngiliz Sunday Times Gazetesi, Tatil Ekinde, 100 den fazla tur operatörlerine “Gezegendeki en iyi plaj hangisi” sorusu yöneltildiğinde, oyların yarısından fazlasını alan, yine Patara Plajı olmuş. Evet: Patara, açık ara fark ile birinci olmuş.

Kentteki Roma Zafer Takı, Roma kalıntılarının en görkemlisi. MS.1. yüzyılda yapılmış. Kente girişin simgesi. Üç gözlü. Roma tarzında yapılmış. Kapının her iki yanında ve kemerlerin arasında yazıtlar var. Ayrıca: burada, üstlerinde, geçmişte büstler bulunan, altı konsol görülüyor. Büstler: Lykia’nın MS.100 yılında valisi olan Mettius Modestus ve onun aile üyelerine aitmiş. Yapı da, bu bilgilere göre tarihleniyor. Kuzey cephesindeki bir yazıtta, Zafer Takı’nın: “Lykia’ nın metropolü Patara halkı tarafından “ inşa ettirildiği yazıyor. Bu tak, aynı zamanda, Patara’ya su getiren kanallar içinde kullanılmış.

Tarihe ve antik kalıntılara merakınız varsa, burası tam size göre. Antik çağlarda, burada, çok büyük bir medeniyet kurulmuş. Tarihin derinliklerinde gezmek ve o büyük medeniyetin izlerine ulaşmak, o insanlarla aynı toprağa basmak, aynı havayı solumak, aynı mekanları, günümüze kadar gelebilmiş hali ile yaşamak istiyorsanız, işte size tam uygun bir yer Patara. Mutlaka gidin. Ama, burada eğlence hayatı yok. Ayrıca: tarihi mekanları gezmek için, Temmuz ve Ağustos gibi aşırı sıcak ayları tercih ederseniz, terlememek elde değil. Özellikle: gezinizde, yanınızda mutlaka su bulundurun. Çünkü: antik dönemde, binlerce yıl susuzluk sıkıntısı yaşanan bu bölgede, halen tek damla su bulmak mümkün değil.

 

Uçsuz-bucaksız kumsallardan, sığ denize girip, dalgaların keyfini yaşayabilirsiniz. Tarihi mekanlar arasında dolaşıp, yüzyıllar öncesi yaratılan muhteşem uygarlığın izlerini sürebilirsiniz.

Yayınlanma Tarihi : 2024-2-21 18:19:51
Okunma Sayısı : 1415
reklam yan